
4 ŞUBAT GREVİ VE BIRAKTIĞI SONUÇLARI - Hasan Gülüm
| Haberler - Son Haberler |
4 Şubat’ta yapılan grev ister istenerek, ister istenmeden olsun ortaya çıkan sonuçları bakımından önemli bulmak gerekiyor. Son yıllarda buna benzer kaç eylem yapıldı diye sorsak uzun bir süredir dayanışma için birleşik, ortak genel bir eylemin olmadığını söyleyebiliriz.
Üstelik Bu eylem için hazırlığın ne kadarı yapıldığı ortadır. Ancak burasını tartışmadan önce bakılması gereken yer nasıl hazırlandığı eksiklerin neler olduğunu söyleyerek sonuca gitmek yerine bu eylemin bıraktığı sonuçlar ile bu eylemin oluşmasında izlenen yollara bakarak değerlendirmek daha büyük eylemlerin örgütlenmesine de ışık tutacaktır. 4 Şubat eylemini bu çerçevede ele almanın daha doğru olacağını düşünmeliyiz. Üstelik 4 Şubat eylemini ele alırken 4 şubatı ortaya çıkaran sonucun sadece tekel üzerinden ele alınması yanlış sonuç verecektir. Bu nedenle bu süreci öncesinde kısa hatırlarsak hangi sonuçlarla geldiğimize yardımcı olacaktır.
2007 yılı ve öncesine kadar işçi ve emekçilere yönelik saldırılar karşısında hak kayıplarının yaşandığı bir dönem olarak görmek mümkündür. Bu dönemde küçük çaplı eylem ve direnişlerin olduğunu söyleyebiliriz. Ancak 1999 yılında mezarda emeklilik olarak bilinen yasanın yasallaşması ile başlayan saldırı süreci 4857 sayılı kölelik iş yasası ile süren hak kayıplarını genel sağlık sigortası, belediyeler kanunu personel rejim yasası gibi özlük haklar parca parça alınmıştı. Sendikalar ise bunu koruyamamış gerekli tavrı göstermemişti. Sözleşmeli işçi, 4B, 4C gibi tüm yasal düzenlemeler bu süreçte ortaya çıkmıştır.
Sırada işçi ve emekçilerin örgütlülüğünü oluşturan sendikalı işçilerin mevcut haklarında düşürmeye ve almaya sıra gelmişti. İlk sınav hava yollarında 2007 yılında grev oylaması ile başlandı. grev oylaması ile başlayan direniş süreci diğer alanlara da yansıdı. Ayni dönemde Telekom grevi bu süreci daha ileri noktalara taşımış genel sağlık sigortası karşısında birleşik mücadelenin ilk sınmalı varılıyordu.14 mart 2008 deki süreç ileri dönemleri beslemeye başlamıştı.2008 1 Mayıs ile sürecin yavaş yavaş ileri taşınacağı sinyallerini gelmeye başlamıştı. Bu süreç kendi içinde ufak ama farklı iş kollarında onlarca direnişi de beraberinde yarattı. 1 yıla yakın süren DERİ-İŞ DESA, BASIN-İŞ’in E-KART, TGS’nin ATV-SABAH, LİMAN-İŞ’in Liman işçileri, TÜMTİS’in Mersin liman direnişi, PETROL-İş’in Novament direnişi, TEKGIDA- İŞ’in yorsan eylemi bu süreçte adını saydıklarımızdır buna benzer sayamadıklarımızda onlarcadır. Bu direnişler bu sürecin taşıyıcı rolünü oynadı, büyük eylemlerin öncü grevleri idi. 2008 yılı ortasında belediye işçilerin 17 Temmuz süreci mevcut haklardan geri gidilmezinde sinyalleri ortaya çıktı. 2009 yılında en şiddetli biçimde süren kriz, işsizlik ve yeni hak gasplarını da beraberinde getirdi.
Mevcutlardan bir adım daha geri noktalara itildi. Yeni dönem olarak ortaya çıkan bu süreçte sendikalarda dizayın edilmiş, buna göre süreç işletiliyordu. Ancak her şeye rağmen fabrika işgalleri işyeri kuşatmaları sokak gösterileri bu süreçte daha fazla görmeye başladık. Gürsaş, Sinter Metal bu sürecin direngen direnişleri olarak ortaya çıktı. Hemen arkasında Sabiha Gökçen direnişi ve Esenyurt belediye işçilerinin direnişi ile yeni bir direniş süreci sürmeye başladı. Saldırılarda hızını kesmeyen sermaye tekel işçilerinin özlük haklarını ortadan kaldırmaya yönelik adımı ile başlayan Tekel direnişi ve İtfaiye eylemi bu süreçte ileri mücadele olarak görülmeye başlandı. Yolların kapatılması, köprülerin kapatılması,sokakların işgali, meşru mücadelenin daha geniş alanlara yayılmasını sağladı.
Tekel işçilerinin oturduğu meşruluk ile kamuoyun desteği bir anda mücadelenin daha geniş alanlarda yayılmasını kolaylaştırdı. İster istensin, ister istenmesin alttan yukarı yaratılan bu mücadele dalgası 4 Şubat’ın olmasını sağladı. Aslında 4 Şubat şunun istediği yada istemediği gibi değerlendirmemenin daha doğru olacağını görmek bakımından önemli oldu. Öyle ki direnişin alttaörgütlenmesinin yapılmadığı hatta yapılmaması için çaba sarf eden sendikaları 4 şubat sabahi eylemde ve yaşamı durdurmada gördük. Türk iş genel başkanın bulunduğu sendika olan tes işin iski iğdaş gibi kritik yerlerde göstermelik 30 kişiyle eyleme katılması tekele nasıl baktığını açıklamaktadır.
Demiryolu işinde aynı biçimde Türk metalın süreçteki etkisizliği sendikalarımızın bu eylemde oynadıkları rolu göstermeye yeter, aslında lafa bakılmaz kişinin aynasıdır iş ile bakıldığında gerek İzmir de ortaya çıkan olumlu tablonun İstanbul anakarada da yapılması olanakları olmasına karşın yapılmadı. İstanbul da da sadece birkaç sendikanın süreçte iş durdurduğu söylemek yanlış olmayacaktır. Aslında 1 günlük eylem öncesi alınan ve hiç kimsenin uygulamadığı 1 saatla başlayan 4 saatle biten eylemlerde de sonuç görülmekteydi. Bu tekelin ve aşağıdan yukarıya bazı sendikacilarımızında hayır demesine rağmen oluşmuş toplum vijdaninda da kabul gördüğü için genel olarak sendikaları da aşan bir durumun yarattığı bir eylem olarak görmek daha doğru sonuç verdiğini düşünüyorum. Eylem genel olarak hizmet iş kolu üzerinden yürüdü etkiside burulardan görüldü.
Aksine 4 Şubatın oluşmasında çok özel çabası olanları bir tarafa bırakırsak bunlar daha çok direnişçiler bunlar dışında kimsenin fazla çabası olduğu söylenemez. Bizce de 4 Şubat bu çerçevede 4 Şubatı anlamlı bulmalıyız. Aslında sendikalarımızın cesaret edemediği ya da yapılmasını istemediği 4 Şubat yaratılan dalganın yarattığı sonuçtur. Ki bu sonucun olumlu bir yere oturduğunu söyleyebiliriz. Üstelik bu eylemin birleşik yanının daha da önemli bir sonucu olduğunu görmeliyiz.
Üstelik bu eylemin bir dayanışma eylemini olduğu düşünülürse etkisinin daha da kapsamlı bir yer tuttuğunu söyleyebiliriz. Buradan aslında taleplerimiz Tekel özelinden çıkarılıp daha kapsamlı talepler içeren genel eylemin etkisinin daha kapsamlı sonuçlar çıkaracağını 4 Şubata bakarak söyleyebiliriz. Bu anlamda 4 Şubat dayanışma eylemi ile oluşan birleşik ve güçlü bir mesaj içeren ortak eylem bakımından anlamlı olup aşağıdan yukarıya bir basıncın oluşturduğu eylem olarak görülmeli ve bugün sınıfın daha kapsamlı eylemleri yapabilecek olanaklarının olduğu tekel özgülünden daha ileri direnişleri ortaya çıkaracak geniş eylemlerin örgütlenme olanakları ortada durmaktadır. Gün bunları ortaya çıkarmak için yüklenme ve yoğunlaşma günüdür.
Hasan gülüm
Belediye-İş Sendikası İstanbul İki Nolu Şube Başkanı
FOTOGRAFLARI BÜYÜTMEK İÇİN LÜTFEN FOTOGRAFLARIN ÜZERİNE TIKLAYINIZ...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

219 GÜNDÜR Esenyurt belediyesinde işten atılmalara karşı mücadele eden sendika üyelerimize yeni sendikalı olmak isteyen işçileri esenyurt belediye başkanı işten atmaya devam ediyor.
Sendika Şubemizin işyeri temsilcilerine sendikamızın verdiği 1 günlük eğitim otelde yapıldı.
Esenyurtta 28 Martta tekelde 1 Nisanda eylem yapıldı. Bugüne kadar yapılan eylemlerde eylemlere katıldığımızda yada eylemlere katılmak için çağrılar yapıldığında eyleme katılanlar ile eylemlere gelenlerde görevlerini yapılmış olarak görülür.
GÜVENCESİZLEŞTİRMEYE İŞTEN ÇİKARMALARA DÜŞÜK ÜÇRET POLITIKALARINA KARŞİ ÖRGÜTLEN MÜCADELETİ YÜKSELT BİRLEŞMEK İÇİN HAYDİ 1 MAYISTA TAKSİME...
Belediye iş sendikası İstanbul iki nolu şubesi yaklaşan 1 mayıs öncesi esenyurt halkına yazdığı bildiri ile esenyurtta 1 mayıs çağrısı yaparken diğer yandan 15 mayısta yapacakları etkinlik çağrısı yapıyor.








